Türkiye’nin sesini İngiltere’den dünyaya duyuracağım
Klarnet denince akla gelen ilk isimlerden. Yıllardır solo performanslar sergiliyor, sürpriz projeler üretiyor. Kariyerindeki yeni sürpriz de İngiltere’ye yerleşmesi.
Yetenek vizesi alan Serkan Çağrı’yla ailesiyle birlikte Londra’ya taşınmasından hemen önce buluştuk, aldığı bu radikal kararı, gündemindeki projeleri ve son single’ı “Geri Dön”ü konuştuk.
BİZİM RAP’İMİZ ÂŞIK ATIŞMASI
◊ “Öyle bir şarkı hazırlıyorum ki, gerçekten rap’in ne olduğunu öğreteceğim. Bizim topraklarımızdaki rap’in nasıl ortaya çıktığını göstereceğim. Anadolu’da bir rap var ki dünyadaki bütün rap’lerden güzel ve eski; âşık atışması. ‘Dis atmak’ rap deyimiyle. Bizim yerli rap’imiz bu işte. Yeni şarkımın içinde yer alıyor. Dinlesinler bakalım
rap nasıl oluyormuş.
STING’LE DİYALOĞUMU GÜNCELLEMEM GEREK
◊ “Yetenek vizesiyle Londra’ya yerleşiyorum. Sanatımı artık global ölçekte icra etme düşüncesindeyim. Türkiye’nin sesini İngiltere’den dünyaya duyuracak şekilde nefes vermeye devam edeceğim.”
◊ “İngiltere’de bulunduğum süreç içerisinde, iş birliği yapmaya açık olduğum önemli sanatçılar olacak. Sting’le çok uzun zaman önce bir çalışma yaptık ve diyaloğumuz var. Şimdi bu diyaloğu güncellemem gerekiyor.”
◊ Sezen Aksu’nun “Geri Dön” şarkısını klarnetinizle yorumladınız. Neden “Geri Dön”?
- Repertuvarımı belirlerken, bize dokunan şarkılardan yola çıkıyorum. Bir de klarnetin yorumuna ne kadar güzel olur diye bakıyorum. Her ikisi bir araya gelince karar vermiş oluyoruz. Böyle güzel melodilerin klasik yapısının biraz ötesine, güncel döneme ait düzenlemeleriyle yansımasına dikkat ediyorum. Bu “Geri Dön” versiyonu bir sahil kenarında, bir yaz sezonunun içinde yerini alabilecek bir çalışma oldu. Genco Arı düzenlemesini yaptı. “Yeni Serkan Çağrı, yeni dönem, yeni bir müzik” bakış açısıyla değerlendirdik ve bu şarkıda karar kıldık.
◊ Teknoloji çağında artık müziklerle de oynanıyor. Klarneti günümüz teknolojisine uyarlayabilmek zor değil mi?
- Zor ama benim bir özelliğim var. Çocukluğumdan beri beni köşeye sıkışmış gibi hissettiren her şeyden uzak durdum ve hep yeni arayışların peşinde koştum. Normal bir klarnet yorumunun çok ötesine geçtim. Teknolojik dünyada ortaya çıkanlarla da çatışacak bir bakış açısına sahip değilim. Anlamaya ve öğrenmeye, işimde nasıl kullanacağımı dizayn etmeye çalışıyorum. Ama bugün birçok müzisyenin şikâyetçi olduğu şeylerden zaman zaman ben de şikâyetçi oluyorum.

YAPAY ZEKÂ MÜZİKLERİ DİJİTAL ÇÖPLÜK
◊ Yapay zekâyla yapılan şarkıları mı kastediyorsunuz?
- Evet, yapay zekâyla elde edilen müzikler dijital mecrada bir çöplük oluşturuyor. Yapay zekâ “Beni al aynen kullan” demiyor. Ama insanlar kendi işini bırakıp, “Ben müzik ürettim” diyerek bunu paylaşıyor. Dijital mecralar çöplüğe çevrildiğinde, gerçek müziklerin alanı da daralmış oluyor. İşi müzik olmayan insanların yapay zekâyla müzik üreterek ortalığı kirletmesine ve yıllardır sürdürdüğümüz mesleğimize engel teşkil etmelerine karşı çıkıyorum. Bu saygısızlığı yapan sanatçılar da var bu arada. Yani yapay zekâdan aldığı müzikleri sahneye taşıma, kendi okumadığı şarkıyı okumuş gibi yapma durumlarıyla da karşılaşıyoruz. O kadar zoruma gidiyor ki...
◊ Köşeye sıkışınca yeni arayışlara yöneldiğinizi söylediniz. Hangi durumlarda köşeye sıkışmış hissedersiniz?
- Rutinleri sevmem mesela. Sıkılmadığım tek rutinim; eşim, klarnetim ve çocuklarımdır. Ama hep aynı şeyi yapmaktan sıkılırım. Böyle olduğu zaman yeni arayışlara giriyorum. Ve bazen radikal kararlar alıyorum. Tabii bu süreçte çatışmalar oluyor. Bazen çok zor adam oluyorum. Ama rutin içerisinde yaşarsanız ilerleyemezsiniz.
ÜLKEYİ TERK ETMİYORUM
◊ Radikal kararlar demişken; yetenek vizesiyle İngiltere’ye yerleşiyorsunuz. Bu kararı nasıl aldınız?
- Büyük oğlum küçüklüğünden beri futbolla ilgileniyor. Düştü, kolunu kırdı, iki defa ameliyat oldu, yine de tutkusundan vazgeçmedi. Bu sefer spor yöneticiliğini hedefledi. Sınavlara girdi, okulun istediği puanı elde etti. Tercihini yaptı, Londra çıktı. Küçük oğlum da futbol tabanlı bir okul istiyordu. O da futbolcu adayı. Şu anda onun için de UCL Academy uygun gibi görünüyor. Ben de artık global ölçekte sanatımı icra etme düşüncesindeyim. Türkiye’nin sesini İngiltere’den dünyaya duyuracak şekilde nefes vermeye devam edeceğim. Umarım çocuklarım da spor alanında ülkelerini en iyi şekilde temsil ederler.
◊ Yetenek vizesini nasıl aldınız?
- Bu işlem 6 ay süresince çok sıkı bir şekilde takip edildi. Konserlerimden yaptığım tüm etkinliklere kadar belgelerimi topladık. Akademik çalışmalarım değerlendirildi. Sting gibi uluslararası sanatçılarla ortak konserlerim referans olarak gösterildi. Onay çıktıktan sonra hafif bir bunalım geçirdim. İlk şoku yaşadım! (Gülüyor) Ama ülkeyi terk etmiyoruz sonuçta. Bir ayağım burada olacak.

STING’LE DİYALOĞUMU GÜNCELLEMEM GEREK
◊ Londra için planlarınız neler?
- Sting’le bir temasa geçme durumum söz konusu olacak. İngiltere’de bulunduğum süreç içerisinde, iş birliği yapmaya açık olduğum önemli sanatçılar var. Onlar dışında zaten birtakım projelerim bulunuyor. Enstrümanımla ilgili çok önemli bir çalışmanın altyapısını hazırlıyorum. Dünyada tek olacak.
◊ Sting’le nasıl bir proje gelir?
- Sting’le çok uzun zaman önce bir çalışma yaptık ve diyaloğumuz var. Şimdi bu diyaloğu yeniden güncellemem gerekiyor. Benim klarnet yorumumu seven bir insan. Yeri gelince duyururuz.
RAP’İN NE OLDUĞUNU ÖĞRETECEĞİM
◊ Bir röportajınızda “Yılların sanatçılarının rap’çilerle iş birliği yapması beni rahatsız ediyor” demişsiniz. Neden?
- Çünkü yakıştıramadım. Sesiyle yıllara meydan okumuş, onca hayran kitlesi oluşturmuş insanların bugünü değerlendirmek için kurduğu bu ortaklıklar bana samimi gelmiyor. Rap diyorsak, size bununla da ilgili bir ipucu vereyim. Öyle bir şarkı hazırlıyorum ki, gerçekten rap’in ne olduğunu öğreteceğim. Bu rap dünyası da rap’in nereden geldiğini görecek.
◊ Nasıl bir proje?
- Bizim topraklarımızdaki rap’in nasıl ortaya çıktığını göstereceğim. Anadolu’da bir rap var ki dünyadaki bütün rap’lerden güzel ve eski; âşık atışması. ‘Dis atmak’ rap deyimiyle. Bizim yerli rap’imiz bu işte. Yeni şarkımda âşık atışması yer alıyor. Dinlesinler bakalım rap nasıl oluyormuş...
◊ Ne zamana planlanıyor?
- Çalışmaya başladık. Bunu bugüne kadar yapmamamız zaten bizim kendimizi bilmememiz demek. Milli değerlerimizi evrensel yapamıyoruz. Evrenseli alıp millileştirmeye çalışıyoruz. Önce kendi değerlerimizi evrenselleştirelim.

EBRU KLARNETE ‘KUMAM’ DİYOR
◊ Klarnetle aranızdaki bağı nasıl ifade edersiniz?
- Ebru klarnetim için “Benim kumam” diyor! Ben emziğinden ayrılamayan bebek gibiyim, öyle tarif edeyim. Hani bebeğin ağzından emziğini alırsanız ağlar ya, benim ağzımdan da klarneti çekince ağlayabilirim yani.
◊ Klarnet denilince akla bir siz, bir de Hüsnü Şenlendirici geliyor. Neden sadece iki kişi sizce?
- Biz de “Neden?” diye soruyoruz. Aslında çok iyi çalanlar var ama müzik sadece çalmak değil. Donanımlı olmak lazım. Eğitim şart. Kültür olarak da yetişmeleri, ayrıca girişimci olmaları gerekiyor. Ama bir bakıyorsunuz; sahne dilleri yok. Sadece enstrümanla meşgul olduklarını görüyorum bazen. Bir de biz ilk çıktığımız dönemden bu yana solo kariyer üzerine çalıştık.
İŞSİZ KALDIM, KİRAMI ÖDEYEMEDİM AMA HİÇ YILMADIM
◊ Klarnetle bunu yapabilmek zor...
- Evet; biz de çok zor bir aşamadan geçtik ve klarnet 100 yıllık tarihi içerisindeki en popüler zamanını yaşadı. Bir kimliğe büründü. Ben 2002’de Grup Laçin’den ayrıldım, 2005’te solo kariyerimi başlattım. Bunun bedelini de ödedim. İşsiz de kaldım, kiramı da ödeyemedim ama hiç yılmadım. Neticede çok rahat alan bıraktık yeni jenerasyona.
BEN DEZAVANTAJLI BİR ÇOCUKTUM
◊ Çocuklarınızın müziğe hiç ilgisi yok mu?
- Benim müzisyen olmaktan başka çarem yoktu. Öyle kaçınılmaz bir noktadaydım. Babam klarnetçiydi. Çevrede gördüğüm tek şey müzik aletleriydi. Ben bu ortamdan klarnetçi çıkmak zorundaydım.
Ama benim çocuklarım öyle bir ortamda yetişmedi. Dezavantajlı bir yerden başlamadılar. Ben dezavantajlı bir çocuktum. Uzun yıllar dezavantajlı olmanın acısını hissettim.
◊ Dezavantajlıdan kastınız nedir?
- Fakirlik, düşük profilli bir çevre, derinliği çok fazla olmayan ortamlar... Buradan çıkabilmek için çabalamam gerekiyordu. Dolayısıyla beni buraya bu çabalarım getirdi.
Çocuklarımın böyle bir zorunluluğu olmadı. Hep müziğin içinde oldular ama futbola o kadar çok heves edip o kadar çok sevdiler ki, biz de onları hayallerine saygı duyarak destekliyoruz. Benim için en önemlisi mutlu olmaları.
◊ Peki size çocuklarınız gibi fırsatlar sunulmuş olsaydı, hangi mesleği seçerdiniz?
- Çocukken birkaç mesleğe hevesim vardı. Biri marangozluktu. Sanayiye gidip çıkma parçalar alırdım, evde çiviler, çekiçlerle uğraşırdım. Bir ara da pazarcılığa heveslendim. Pazarda limon satıyordum.

İLİŞKİLERİN ŞEKLİ DEĞİŞTİ
◊ Eşiniz Ebru Hanım’la uzun yıllardır süren mutlu bir evliliğiniz var. Nedir bunun sırrı?
- Benim bu konuda gençlere söylemem gereken bir şey var. “Evlenilecek insan bulmak zorlaştı” diyorlar.
Aile kavramının aslında ne kadar önemli ve doğru bir yer olduğunu artık insanlar algılayamıyor. Oysa evlilik iki kişinin sadece aynı evde yaşaması değil. İki kişinin hayatı her yönüyle paylaşabilmesi, dayanışma içerisinde olabilmesi, birlikte çözüm bulabilmesi, birlikte sevinebilmesi, birlikte mutlu olabilmesi.
Çok etraflıca sayabileceğimiz ortak bir buluşmayı temsil ediyor. Bugün bakıyoruz bazı evlilikler çok çabuk bitiyor. Çünkü tahammül, sadakat yok.
Burada hatırlanması gereken toplum yapısının, aile birliğinin önemi. Biz her şeyi ortak fikirle, ortak duygu ve düşüncelerle hareket ederek çözmeye çalışıyoruz.
O kadar dayanışma içerisindeyiz ki, her zaman şunu düşünüyoruz; iyi ki varız, iyi ki birbirimize bu kadar desteğiz. Hayatı iyi yaşayabilmek, hayattan zevk alabilmek doğru buluşmayla oluyor. Doğru buluşmalar da kolay olmuyor. Maalesef ilişkilerin şekli değişti.
Kaynak: Hürriyet / Kelebek



Benzer Haberler
Türkiye’nin sesini İngiltere’den dünyaya duyuracağım
Beyaz’la Joker başlıyor
Marmaris’te final yaptı
Merve Özbey 52. Uluslararası Arhavi Festivali’nde Sahne Aldı
İşçisin sen işçi kal!
Önce çay topladı, sonra sahnede horon oynadı !
HARBİYE’NİN ‘FİYAKALI’SI
Daha 17'nin genç yıldızları Radyo D'de